7 Şubat 2011 Pazartesi

.......................................5 ŞUBAT DALIŞI............................

Eşim, Cuma sabahı Akyaka'da seminere gideceğini söylediğinde kafamda dalış planları oluşmaya başlamıştı bile. Hafta boyunca bardaktan boşanırcasına yağan yağmurun oluşturduğu karamsarlık, internette uzun vadeli hava tahminlerinde hafta sonunun açık olduğunu görmemle dağılmıştı. 
 
Gökova ve Sakar Geçidi
Ama Cuma sabahı hava hala deliler gibi yağıyordu. Kendi aracıyla yalnız seyahat edecek olan eşimi "dikkatli olması" uyarısıyla uğurladım. Saat 09.30 sıralarında cep telefonunda onun ismini görünce içimden bir "eyvah" koptu. Kaygıyla telefonu açtım... "Sakın telaş etme, ben iyiyim ama araç kaydı........." diye başlayan monolog hızla Gökova'ya doğru yola çıkmama yetmişti bile...

Kazanın olduğu viraj
Eşimin sağlıklı olduğunu görüp Akyaka'da Yücelen Otel'e bıraktıktan sonra servise çekilen aracı kasko'ya havale edip Milas!a geri döndüm. Stres ve panik azaldıkça "dalış" fikri daha yatıştırıcı bir alternatif olmaya başladı.  Mesaiden sonra malzemeleri alıp hepbirlikte eski "Tuzla", yeni "Boğaziçi" köyüne, babamların yanına gittik.

2008 yılı Mart ayında  yaptığım gibi bir av hayalini her kış kuruyorum. Ama kiminle konuşsam, doğru dürüst levrek kalmadığını söyleyip duruyor. Gerçekten de, eskisi kadar sık dalmasam da dalışlarımda pek levrek göremiyorum. O nedenle her zaman dalmaya gittiğim yerlerden farklı bir meraya dalmayı planladım. Eskiden sırtı ile hiç boş çıkmadığımız, ama her yer yazlık sitelerle çevrili olduğu için kıyıya ulaşmakta zorlandığımız yerlerden birinden dalmayı planladım. En son dalışımda o sitenin görevlisi olduğunu öğrendiğim çocukluk arkadaşım "yahu gelsene, sana birşey diyen mi var" deyince, gök sevinç yollandım oraya...


Benim her zamanki gevşekliğim ile saat öğlen olmuştu. Sanırım 12.30 gibi suya girdim. Yağmur kesilmiş, rüzgar durmuş, deniz süt limandı. Günlerdir yağan yağmura rağmen su inanılmaz ölçüde berraktı. İçerideki koydan başlayıp buruna kadar gidebilmeyi amaçlıyordum ama beceremedim. Gidip dönebildiğim yolu işaretledim. 

Levrek hayalleri kuradurayım, önüme kefaller çıktı ilkin. Vay be, iyi de yan veriyorlar. Bir, iki, üç... Ulen, hepsine de karavana atılır mı be.. Üçte üç karavana... Artık kefallere atmayacağım diyorum içimden, moralim bozularak. Bu arada ısrarla levrek bekliyorum. Kara kıyı, açık, ağaşon, baskın... Ne biliyorsam döktürüyorum. Nafile... Bir tek levrek görünmüyor. Bir ara kendimden şüpheye düşüyorum; acaba ben mi göremiyorum diyorum. Yoo, etrafımdaki sarı renkli tüm balıkları görebiliyorum. Sarpalar, melenurlar, kefaller, ot balıkları herbirisi görüş alanımda. Eee, nerde bu levrekler?


Kuytudan çıkıp açık denizin dalgalarının etkilediği kıyılara ulaşınca dip yapısı değişiyor. Sarı benizli yosunların yerini koyu kahverenkli benekli yosunlar alıyor. Buraları daha uygun diyerek bir kayanın arkasına yatıyorum. Az sonra, maviliklerin içinden kendinden emin bir tavırla bir levrek aheste aheste üzerime doğru geliyor. Sanki denizaltı mübarek. Öyle bir vakarla geliyor ki, yırtıcılardan birisi mi acaba diye düşünüyorum bir anlığına. Tam karşıdan geliyor. Ağzından başka bir yeri görünmüyor, iki de gözleri. Tetiğe dokunmamla geri doğru kaykılıp kayaların arasına çöküyor. Hiç hareket yok. Ağzının içinden girip kuyruktan çıkmış şiş. Kefallere atılan karavanalar bir işe yaramış hiç olmazsa...

Hey gidinin levreği..


Balığı söndürüp künteye asıyorum. Bir umut, parkura asılıyorum ama nafile. Hafiften üşüme belirtileri başlayınca buruna kadar ulaşamayacağımı kestiriyorum ve dönüş başlıyor. Yolda bir de kefal alıyorum ama ötekinin yanında pek küçük kalıyor; vurmasamıydım acaba diye düşünüyorum. 



Çıktığımda ben üşümüş, hava ısınmış durumda. Titreye titreye giyinip evin yolunu tutuyorum. Bol soğanlı bir pilaki yapıyor annem.  On parmak dalıyor, şapırdata şapırdata yiyoruz.  Daha irilerini birlikte yemek nasip olur umarım.

Daha iyi ve irileri sizlerin olsun.

6 yorum:

  1. abi naptın ya...levrek çok iiymiş.afiyet şeker olsun.bu arada hikayeyi anlatış tarzına hasta oldum.kimin abisi ya :)

    YanıtlaSil
  2. Doktoruma yakışır, afiyet şeker olsun, fosfor bağlamında açık oluşmasın..!

    :)

    YanıtlaSil
  3. Bir tebrik de benden geliyor -hüseyin erden- Tebrikler doktorum, harika balık..

    YanıtlaSil
  4. Arzu Varıcı Ersoy8 Şubat 2011 11:06

    Şu günlerde her yönden icimi ısıtan yazın ve de levreğin muhteşem arkadaşım.

    YanıtlaSil
  5. tam benlik bir yazı olmuş.eline sağlık.karabükün karasında çok iyi geldi valla.bir yıl sonra emekli olunca gelip senden ders almak isterim..

    YanıtlaSil
  6. Aliağa'nın soluk, puslu havasında kahrettin beni :) Levrek'de sıkıymış, denizde karşılaşsam tırsarım :))

    YanıtlaSil