AmatörSAD'dan Bora, Recep.. birer birer suya girip avlarını paylaştıkça kaşıntı basıp duruyordu. Nasıl etmeli de dalmalı...
Hanımın dedesi var 90 küsur yaşında. Yıllardır astım tedavisi görüyordu ki, bu yaz başında akciğer kanseri teşhis edildi. Önceden sınırda bir solunumla gider, birkaç yada bir hastaneye yatarken, dengeler hızla bozuldu ve sürekli bakıma muhtaç hale geldi...Sık sık hastaneye yatıyor. Diğer zamanlarda da evde, oksijen makinesine bağlı. Helaya gitse nefesi sıkışıyor.
Bunları neden anlatıyorum?
1. Nefesinizin kıymetini bilin.. Sağlıklı nefes almak, bir insana bahşedilen en mükemmel sağlıklılık duygusu olsa gerek.
2. Dede bu durumda olunca, benim Deniz oğlanın bakımı bana kaldı. Kaynanatör, her koşulda dedeye bakmak durumunda.. Yani dalmaya gitmek mümkünsüz... Allahtan okullar açıldı, keratayı anaokuluna verdik de, nöbet dışındaki zamanlarda kaçamak yapabileceğim.. :)
Üniversite giriş sınavından sonra dalmıştım en son. Aslında bir ay kadar önce de bi dalış yaptıydım ama sıcaktan fenalık geçirince ne resim, ne hikaye; hepsinden vazgeçtim. havalar serinlemeden bi daha dalmamaya yemin ettim.
Son yağışlardan sonra hava serinledi; benim de havam geldi. Ama birkaç gündür neden 3mm.lik bir elbise almadığımı kendime sormaya başladım. Bi yanıt bulamadım.. :) Cimrilik herhalde..
Dünden internetten hava durumu kontrolünü yaptım. Kuzey-kuzeybatıdan esecek diyor. Eh, gideceğim yer için uygun.
Giyinip suya girişim 11 oldu. Hava gene de sıcak ama hiç olmazsa elbisenin eteğini yelleyip içeri serin su basmak zorunda kalmıyorum. Poyraztan esiyor hava ama çok hafif. Memleketin her yerine dikilen o uzun direklerin ucundaki kocaman bayraklar zar zor kımıldıyor.
Suya girerken yüreğim pır pır ediyor. Ne büyük mutluluk suda olmak. Bulanık da olsa, görüş olmasa da, büyük mutluluk. Hiç acele etmeden ufak dalışlarla, keyfine vara vara gidiyorum. Birden bir levrek sürüsü. Belki 50, belki 100 taneler ve sıkı sıkıya sokulmuşlar birbirlerine. Anlaşılan havuz kaçkını bunlar. İlk atış, ilk balık. Yüzerliğim 3-4 m. civarında. Dipten zahmetsiz süzülüşlerle bakınarak gidiyorum. Hanımın sipariş ettiği "tavalık küçük balık"lardan da takıyorum künteye. İki kez daha karşılaşmama rağmen levrek sürüsünden başka alamıyorum.
Hava önce yıldıza sonra da karayele dönüyor. iyice sertleştiğinde yıldızda karar kılmış durumda. Köpürüyor ortalık. Sığda agaşon yapmak imkansız hale geliyor. Ama zorlu agaşonların birinde bir tral alıyorum. "Güp güp"lere kendince yanıt vermesi pek bi hoşuma gidiyor... :)
Alçaktan uçuşlarımın birinde bir alyanak alıyorum kuyruğundan. Epey bi uzak atıştı, kaçırırım diye öyle bi çöktüm ki, kıpırdamadan kalakaldı balıkcağız.
Fazla yorulmadan çıktım sudan. Onca zaman sonra 4 saate yakın kalmışım suda ve hala kondisyon iyi.. Tuttum bu işi.. Bu kış duman edeceğim levrekleri.
Daha iyileri ve irileri sizlerin olsun.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder